Köprüden Önce Son Çıkış



Hayatımızda yazılı olmayan ama genel kabul görmüş kurallar ve teamüller var. Bunlara alışığız. Sorgulamadan varlığını bildiğimiz şeyler. Mesela İstanbul’da yaşayanlar için trafik hayatın olağan akışında yer alır. Hiç kimse “Tüh! Bugün trafiğe takıldık. Nereden çıktı bu” demez.


Bizim işlerde de benzer durum vardır. İşler iyi giderken satışlar yolundayken hiç kimse bize başvurmaz. “Bu sene satışlarım çok iyi gitti, ben bu performansımı sürekli hale getirmek, önümüzdeki senelere de yaymak istiyorum” demez.


Covid-19 salgını ile şimdi geldiğimiz nokta, köprüden önce son çıkış. 6 ay sonra çok geç olacak.


Kadıköy’deki restoran sahibi,

Beşiktaş’taki balıkçı,

Genç yazılımcı,

AVM’deki mağaza sahibi,

Sanayideki imalatçı

Köşe başındaki emlakçı


Bunların tamamından duyduğum ortak ses: İşler bozuk!


Hepsine soruyorum “Peki sen ne yapıyorsun?” diye. Doyurucu bir yanıt alamıyorum. Fazlaca konuşuyor, şu söz ile bitiriyorlar “Ben bildiğim gibi, eskisi gibi, devam ediyorum.”


Bu diyaloglarla ilgili yorumum, bu insanlar “Benim bir şey yapmam lazım, farkındayım, ama ne yapacağımı bilmiyorum” demek istiyorlar.


Bir restoran sahibiyle konuşmamızda işlerin tadı yok dedi. Hemen sordum. İşlerin tadı yoksa küçülmen gerekir kontrollü küçülme yapabiliyor musun?

“Ben anlamam abi o işlerden, nasıl bir şey o?” diye sordu bana.

Madem işler küçüldü giderlerini de gelirlerini de yönetmen gerekir. Sık gelen müşterilerini, müdavimlerini tutman gerekir dedim. Lafımı kesip cevap olarak “bir kız aldık kapıda müşterileri karşılıyor” dedi. Müdavimlerinin bu hijyen hassas dönemde güvenle burada yemek yiyebileceklerini anlatman, buraya gelmeye özendirmen teşvik etmen gerekir. Tahmini olarak gelecek kişi sayısına göre de yiyecek miktarını ve yiyecek kalitesini ayarlayabilirsin. Gelecek kişi sayısını yaklaşık olarak bilirsen, gün sonunda çöpe attığın yemeklerden bile tasarruf edebilirsin


Bildiğiniz gibi bu konuda pazarlama enstrümanları devreye giriyor. Sosyal medyada ne yapıyorsun diye soruyorum “kendi facebook hesabımdan bi’şeyler paylaşıyorum” diyor.


Mahalledeki emlakçı “işler durgun” diyor. Hareketlendirmek için sen ne yaptın? Diye soruyorum.

“İnternette ilan veriyorum” diyor. Portföyünü nasıl geliştiriyorsun diyorum, ihtiyacı olan beni buluyor diyor. En son ne zaman buldu diyorum. 3-4 ay oldu diyor. Ve işlerin durgun olmasından şikâyet ediyor.


AVM’de mağazası olan bir işveren, AVM yönetiminin kira konusundaki yaklaşımından ve devletimizin sağladığı kısa çalışma ödeneğinden memnun. “Kendi yaptıklarından memnun musun?” diye soruyorum.

“Bir şekilde bu gemiyi yüzdüreceğiz” diyor. “Ben farklı bir şey yapmadım” demek istiyor.


Sevindirici örnekler de var. Mahallemizdeki bakkallardan bir tanesi.


Bu bakkal durup beklemenin aksine, pandemi sürecinde daha önce kendisinde olmayan sebze-meyve bölümünü kurdu. Ve bunu bir ortaklık ile yaptı. Kelimenin tam anlamıyla kazan-kazan formülü kurdular. Bununla birlikte, sohbet sırasında üzerinde konuştuğumuz yöntemleri ve satış tekniklerini de uyguluyor. Apartman görevlilerine “bilgilendirme toplantısı” yaptı. Çok az bir maliyetle ve çok kısa zamanda kaliteli sebze-meyve bulundurduğunu bütün mahalleye haber vermiş oldu böylelikle. Ve sipariş vermek için arayan kişiye, sadece tek bir ürün sipariş vermiş olsa bile, mevsim meyvelerimizden şunlar var, ister misiniz? diye soruyor. Yarın öbür gün müşteri takip sistemi kurarsan şaşırmam diyorum, tebessüm ediyor. Belli ki aklında yeni fikirler var.


Aklında fikri olanların uygulamaya geçmek için, fikri olmayanların bilgi sahibi olması ve yön bulması için bizlere ihtiyaçları var. Şirketlerin yere daha sağlam basması için kasalarının dolması gerekir. Hangi parametreleri çalıştırarak bunu yapabileceğinizi profesyonellerden duyun. Size göstersinler.


Çünkü öyle bir döneme giriyoruz ki kaliteyi ekonomik koşullarda sunanlar öne geçecek. Kalite ucuza satın alınamaz bunu hepimiz biliyoruz. Kaliteyi sunmak için hem ürünün hem de hizmetinizin kaliteli olması gerekir. Ancak siz şu anda işinizle ilgili farklı bir adım atmazsanız, 6 ay sonra kaliteli ürünü tedarik edebilecek ekonomik gücünüz kalmayacak. Kaliteli hizmeti verecek yetişmiş personelinizi elde tutmakta zorlanacaksınız. Şimdi harekete geçenler hem bilinir hem de rekabette önde olacak. İş hayatınızda yaptığınız yolculukta, köprüden önce son çıkışı ıskalamayın.



Sevgilerimle,


Alper Bora

7 görüntüleme

Nisbetiye, No 31, Tören Sk., 34340 Beşiktaş/İstanbul

 

0212 936 0506